vesayet nedir

Vesayet Nedir?

Vesayet, çeşitli nedenlerle kendi kişisel veya malvarlığına ilişkin menfaatlerini yeterli şekilde koruyamayan kişilerin hukuken korunmasını sağlayan bir kurumdur. Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen vesayet sistemi kapsamında, velayet altında bulunmayan küçükler ile kanunda öngörülen sebeplerle kısıtlanan ergin kişilerin hak ve menfaatlerinin korunması amaçlanmaktadır.

Vesayet altına alınan kişiye kural olarak bir vasi atanır. Vasi; vesayet altındaki kişinin kişiliğine ve malvarlığına ilişkin menfaatlerini korumak, gerekli işlemleri gerçekleştirmek ve hukuki işlemlerde kişiyi temsil etmekle görevlidir. Bununla birlikte vasinin yetkileri sınırsız değildir ve bazı önemli hukuki işlemlerin gerçekleştirilebilmesi için vesayet makamının veya denetim makamının izni gerekebilir. Türk Medeni Kanunu kapsamında vesayet makamı Sulh Hukuk Mahkemesi, denetim makamı ise Asliye Hukuk Mahkemesi’dir.

Vesayet Ne Demek?

Vesayet, en basit ifadeyle, hukuken korunmaya ihtiyaç duyan bir kişinin kişisel ve mali menfaatlerinin mahkeme gözetiminde korunmasıdır. Vesayet altındaki kişinin bütün haklarını kaybetmesi veya her durumda kendi adına hiçbir işlem yapamaması anlamına gelmez. Kişinin hukuki durumu; kısıtlama nedeni, ayırt etme gücü ve mahkeme tarafından verilen kararın kapsamına göre değerlendirilir.

Bu nedenle vesayet kurumu temel olarak kişinin özgürlüklerini sınırlamayı değil, kişiyi ve malvarlığını korumayı amaçlayan bir hukuki koruma mekanizmasıdır.

vesayet ne demek

Vesayet Gerektiren Durumlar Nelerdir?

Türk Medeni Kanunu’nda hangi durumlarda vesayet kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Velayet altında bulunmayan küçükler vesayet altına alınabilir. Ayrıca bazı durumlarda ergin kişiler hakkında da kısıtlama kararı verilerek vasi atanabilir.

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kendi işlerini yürütemeyen, sürekli yardıma ihtiyaç duyan veya başkalarının güvenliğini tehlikeye atan kişiler vesayet altına alınabilir. Bu durumda kural olarak resmi sağlık kurulu raporu alınır.

Bunun yanında savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşam tarzı ya da malvarlığının kötü yönetilmesi de vesayet nedeni olabilir. Yaşlılık, engellilik, deneyimsizlik veya ağır hastalık nedeniyle işlerini yönetmekte zorlanan kişiler ise kendi istekleriyle vesayet altına alınmayı talep edebilir.

Hapis cezası bakımından da vesayet kararı verilebilir. Cezaevinde bulunan ergin kişi kendi isteğiyle kısıtlanmasını veya kendisine kayyım atanmasını talep edebilir. Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezası bulunan kişiler hakkında ise gerekli görülmesi hâlinde, kişinin talebi olmasa da kısıtlama kararı verilebilir.

Vesayet Davası Nedir?

Uygulamada “vesayet davası” olarak ifade edilen süreç, bir kişinin vesayet altına alınması veya kendisine vasi atanması amacıyla yürütülen yargısal süreci ifade eder. Vesayet işleri, klasik anlamdaki iki taraflı davalardan farklı olarak çekişmesiz yargı işi niteliğindedir. Mahkeme, yalnızca başvuruda bulunan kişinin beyanıyla bağlı değildir. Kısıtlama sebebinin bulunup bulunmadığını araştırabilir, ilgili kişiyi dinleyebilir, sağlık kurulu raporu isteyebilir ve gerekli gördüğü diğer delilleri toplayabilir. Özellikle akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlama talep edildiğinde resmi sağlık kurulu raporu önem taşır.

Vesayet Davası Nasıl Açılır?

Vesayet Davası yetkili Sulh Hukuk Mahkemesine sunulacak bir dilekçeyle açılabilecektir. Başvuruda vesayet altına alınması talep edilen kişinin bilgileri, kısıtlamayı gerektiren durumlar ve bu durumları destekleyen belgeler mümkün olduğunca açık şekilde belirtilmelidir.

Örneğin sağlık durumuna dayanılan başvurularda mevcut sağlık raporları, kişinin işlerini yönetemediğini gösteren belgeler veya diğer deliller dosyaya sunulabilir. Ancak gerekli görüldüğünde resmi sağlık kurulu raporu mahkeme tarafından ayrıca talep edilebilir.

Mahkeme, dosyanın niteliğine göre ilgili kişiyi ve yakınlarını dinleyebilir, sağlık kuruluşlarından rapor alınmasını sağlayabilir ve diğer kurumlara müzekkere yazabilir. İnceleme sonucunda vesayet şartlarının oluştuğu kanaatine varılırsa kişinin kısıtlanmasına ve uygun bir kişinin vasi olarak atanmasına karar verilebilir. 

Vesayet Davasını Kimler Açabilir?

Vesayet davasını kendisine vasi tayini edilmesi talep olunan kişinin eşi, çocukları, anne ve babası, kardeşleri veya diğer yakınları vesayet ihtiyacını mahkemeye bildirebilir ve kısıtlama talebinde bulunabilir. Hukuki menfaati bulunan diğer kişiler de somut durumun niteliğine göre vesayet makamına başvurabilir. 

Vesayet davası bazı hallerde bir yakının açacağı klasik bir dava şeklinde olmayabilir. Bunun yanında kanunda bazı kurumlara bildirim yükümlülüğü verilmiştir. Örneğin akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle vesayet gerektiren bir durumun varlığını görevleri sırasında öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemeler durumu yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadır.

Ayrıca Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen şartların bulunması hâlinde kişinin kendi kısıtlanmasını istemesi de mümkündür. 

Vesayet Davası Ne Kadar Sürer?

Vesayet davalarının ne kadar süreceğini öngörmek çok mümkün değildir. Vesayet Davasının süresi; mahkemenin iş yoğunluğuna, kısıtlama nedenine, sağlık kurulu raporu alınmasının gerekip gerekmediğine, ilgili kişilerin dinlenmesine ve diğer kurumlarla yapılacak yazışmalara göre değişebilir.

Özellikle sağlık kurulu raporu gereken dosyalarda hastaneye sevk, muayene ve rapor düzenlenmesi süreci yargılamayı uzatabilir. Bu nedenle vesayet süresinin her somut olay bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Vesayet Davası Harcı Ne Kadar?

Vesayet talebi işlemleri, görevli Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde yürütülür. Vesayet talebiyle mahkemeye başvurulması hâlinde, başvuru sırasında ilgili yıl için belirlenen yargı harçları ve gider avansının yatırılması gerekecektir. Bununla birlikte vesayet sürecindeki toplam masraf yalnızca başvurma harcından ibaret değildir. Dosyanın özelliklerine göre tebligat giderleri, sağlık kurulu raporu alınması, bilirkişi incelemesi veya mahkeme tarafından gerekli görülen diğer işlemler nedeniyle ek yargılama giderleri ortaya çıkabilir. Özellikle akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlama talep edilen dosyalarda resmi sağlık kurulu raporu alınması gerekebildiğinden, sürecin toplam maliyeti somut olayın koşullarına göre değişiklik gösterebilir.

Harç ve yargılama giderleri her yıl yeniden belirlendiği için, vesayet başvurusunun yapılacağı tarihte güncel Harçlar Tarifesi ve mahkeme masraflarının kontrol edilmesi önemlidir.

Vesayet ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Vesayet Hakkı Nedir?

“Vesayet hakkı” ifadesi günlük kullanımda yaygın olmakla birlikte hukuken vesayet, bir kişiye tanınmış sınırsız bir hak değildir. Vasi, mahkeme tarafından kendisine verilen görev çerçevesinde vesayet altındaki kişinin kişisel ve mali menfaatlerini korumakla yükümlüdür.

Vasi; kısıtlının malvarlığını istediği şekilde kullanamaz veya her hukuki işlemi tek başına gerçekleştiremez. Kanunda belirtilen bazı önemli işlemlerde Sulh Hukuk Mahkemesinin, bazı durumlarda ise denetim makamı olan Asliye Hukuk Mahkemesinin izni gereklidir. Dolayısıyla vasilik aynı zamanda mahkeme denetimine tabi bir görev ve sorumluluktur.

Vesayet Yetkisi Nedir?

Vesayet yetkisi, vesayet altındaki kişinin korunması amacıyla kanun tarafından vesayet organlarına tanınan görev ve yetkilerin bütününü ifade eder. Türk hukukunda kamu vesayeti, vesayet makamı ve denetim makamı aracılığıyla yürütülür. Vasi ise vesayet altındaki kişinin kişiliğini ve malvarlığını korur ve gerekli hâllerde onu hukuki işlemlerde temsil eder. Bu nedenle vesayet yetkisi yalnızca vasiye ait bir yetki olarak değerlendirilmemelidir; sistem mahkeme gözetimi altında işler.

Vesayet Makamı Nedir?

Türk Medeni Kanunu uyarınca vesayet makamı Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Vesayet makamının başlıca görevleri arasında kısıtlama kararının verilmesi, vasi atanması, vasinin faaliyetlerinin gözetilmesi ve kanunda belirtilen bazı hukuki işlemlere izin verilmesi yer alır.

Denetim makamı ise Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Böylece vesayet sistemi yalnızca vasi üzerinden değil, yargısal gözetim ve denetim mekanizması içerisinde yürütülmektedir.

Vesayet Tedbir Şerhi Nedir?

Vesayet tedbir şerhi, uygulamada vesayet süreci devam ederken kişinin özellikle malvarlığının korunması amacıyla alınan geçici önlemler için kullanılan bir ifadedir. Türk Medeni Kanunu m. 420 uyarınca vesayet işleri gerektirdiği takdirde mahkeme, vasi henüz atanmadan önce dahi gerekli koruyucu önlemleri re’sen alabilir. Mahkeme gerektiğinde kısıtlanması istenen kişinin fiil ehliyetini geçici olarak kaldırabilir ve kişiye temsilci atayabilir.

Uygulamada taşınmazlar başta olmak üzere kişinin malvarlığı üzerinde yapılabilecek işlemlerin engellenmesine yönelik “vesayet tedbir şerhi” ile de karşılaşılmaktadır. Bu tedbirin amacı, vesayet incelemesi sonuçlanmadan önce kişinin malvarlığında telafisi güç veya imkânsız değişikliklerin meydana gelmesini önlemektir. “Vesayet tedbir şerhi” kanunda ayrıca tanımlanmış müstakil bir kurumdan ziyade TMK m. 420 kapsamındaki geçici hukuki koruma tedbirlerinin uygulamadaki görünümüdür.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Avrupa Birliği İlişkileri bölümleri mezunudur. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Ekonomi Hukuku’nda yüksek lisans yapmıştır.

Uzmanlık Alanları: Şirketler Hukuku, İş Hukuku, Sözleşmeler Hukuku, Ceza Hukuku, İdare Hukuku, İcra-İflas Hukuku ve Gayrimenkul Hukuku.