Vergi Kaçakçılığı Suçu Nedir?
Vergi mükellefi olan gerçek ya da tüzel kişilerin ödenmesi gereken vergileri kasıtlı olarak ödememek ya da daha az ödemek gibi nedenlerle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu madde 359’da sayılan fiilerden birini kullanarak vergi kaçırması halidir. Ancak bu noktada “vergiden kaçınma” ve “vergi kaçırma” kavramları karıştırılmamalıdır. Çünkü vergiden kaçınma suç olmayıp, bir haktır. Vergi kaçırma ise kanunlarda suç kabul edilmiş ve yaptırımlara tabi tutulmuştur. Ayrıca “vergi cezası” ile “vergi kaçakçılığı suçu” da karıştırılabilmektedir. Ancak vergi cezası, vergi kanunlarındaki idari kurallara aykırılıklardan oluşan işlemlere karşılıktır. Özel Usulsuzlük Cezası, Vergi Ziyaı Cezası gibi idari işleme dayalı olarak para cezası olarak uygulanan yaptırımlardır ve savcılıklar ya da mahkemeler tarafından uygulanmayan cezalardır. Ancak Vergi Kaçakçılığı Suçu’nda ise ilgili vergi Denetim Kurumu’nun suç duyurusunun savcılığa suç duyurusu ile sürecin sonunda bir ceza verilmesi söz konusu olduğunda ceza mahkemesi tarafından ceza verilmiş olmaktadır. Uygulamada vergi kaçakçılığı suçunun tespiti genellikle yapılan vergi incelemelerinde tespit edilmektedir. Vergi inceleme memuru tarafından hazırlanan Vergi İnceleme Raporu ya da incelemenin niteliğine göre Vergi Tekniği Raporu’nda, vergi kaçırıldığı tespit edildiğinde Vergi Suçu Raporu düzenlenir. Daha sonra bu Vergi Suçu Raporu’na dayalı olarak incelemeye yetkili ilgili Vergi Denetim Kurumu Başkanlığı’nca Mütalaa hazırlanarak ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur. Böylece Vergi Kaçakçılığı Suçuna ilişkin soruşturma süreci başlamış olur.
Vergi Kaçakçılığı Suçu Teşkil Eden Fiiller Nelerdir?
Vergi İncelemesi bir idari süreç olduğundan idari işlemlerin usulü kanunlarda belirli olduğundan uygulamada genellikle Vergi Kaçakçılığı Suçu’nun öncüsü olan Vergi İncelemesi de 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’ndaki usul hükümlerine ve şartlarına bağlıdır. Aynı şekilde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu madde 359’da suç teşkil eden eylemler de sıralanmıştır. Bu madde hükmündeki:
- “Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar, gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açanlar veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydedenler,
- Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar,
- Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar,
- 213 sayılı kanun hükümlerine göre ancak Maliye Bakanlığı ile anlaşması bulunan kişilerin basabileceği belgeleri, Bakanlık ile anlaşması olmadığı halde basanlar veya bilerek kullananlar,
- Hazine ve Maliye Bakanlığınca yetkilendirilmediği halde, ödeme kaydedici cihaz mührünü kaldıran, donanım veya yazılımını değiştiren veya yetkilendirilmiş olsun ya da olmasın ödeme kaydedici cihazın hafıza birimlerine, elektronik devre elemanlarına veya harici donanım veya yazılımlarla olan bağlantı sistemine ya da kayıt dışı satışın önlenmesi için kurulan elektronik kontrol ve denetim sistemleri veya ilgili diğer sistemlere fiziksel veya bilişim yoluyla müdahale ederek; gerçekleştirilen satışlara ait mali belge veya bilgilerin cihazda kayıt altına alınmasını engelleyen, cihazda kayıt altına alınan bilgileri değiştiren veya silen, ödeme kaydedici cihaz veya bağlantılı diğer donanım ve sistemler ya da kayıt dışı satışın önlenmesi için kurulan elektronik kontrol ve denetim sistemleri veya ilgili diğer sistemler tarafından Hazine ve Maliye Bakanlığı veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarına elektronik ortamda iletilmesi gereken belge, bilgi veya verilerin iletilmesini önleyen veya bunların gerçeğe uygun olmayan şekilde iletilmesine sebebiyet verenler “
cezalandırılmaktadır. Görülebileceği üzere kanunda açıkça hangi eylemlerin cezalandırılacağı yazılmıştır.
Vergi Kaçakçılığı Suçlarında Şikayet ve Uzlaşma
Vergi Kaçakçılığı Suçu şikayete tabi değildir. 3. şahısların ihbarı ile soruşturma başlayabileceği gibi uygulamada genellikle olduğu üzere vergi incelemesinde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu madde 359 kapsamında vergi kaçakçılığı suçu unsurlarının bulunması halinde Vergi Suçu Raporu ve mütalaa düzenlenerek ilgili Vergi Denetim Kurumu tarafından resen savcılığa suç duyurusunda bulunarak da yapılabilir. Vergi mevzuatı kapsamında uzlaşma müessesesi mevcut olsa da bu müessese ceza hukukuna konu olmayan işlemler yönünden uygulanabilmektedir. Vergi mevzuatı kapsamında uzlaşma Tarhiyat Öncesi ve Tarhiyat Sonrası olabilmektedir. Ancak Vergi Tekniği Raporuna dayalı olarak hazırlanan Vergi Suçu Raporu ve sonrasında düzenlenen Mütalaa ile ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunulması halinde ceza kanunlarında vergi kaçakçılık suçları için özel olarak bir uzlaşma tanınmamış olduğundan, ceza yargılaması aşamasında uzlaşma söz konusu olamamaktadır.

Vergi Kaçakçılığı Suçunun Cezası
213 sayılı Vergi Usul Kanunu madde 359’da sıralanan fiillerin işlenmesi halinde suçun niteliğine göre değişmekle beraber ilgili maddedeki ceza aralığı 18 ay ile 8 yıl arasındadır. Uygulamada en sık karşılaşılan suç tiplerinden:
- VUK 359/a maddesi kapsamında Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapılması ve defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler 18 aydan 5 yıla kadar,
- VUK 359/b maddesi kapsamında Defter, kayıt ve belgeleri gizleyenler veya İbraz Etmeyenler 3 yıldan 8 yıla kadar,
- VUK 359/c maddesi kapsamında Maliye Bakanlığı ile anlaşması bulunan kişilerin basabileceği belgeleri, Bakanlık ile anlaşması olmadığı halde basanlar vea bilerek kullananlar 2 yıldan 8 yıla kadar
cezalandırılır. Ancak vergi kaçakçılığı suçu kapsamında cezanın indirim nedeni de mevcuttur. Vergi Usul Kanunu m.359’da yazılı fiillerle verginin ziyaı uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammının; soruşturma evresinde ödenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödenmesi halinde ise verilecek ceza üçte bir oranında indirileceği de hükme bağlanmıştır. Bu kapsamda vergi kaybına neden olunan bedelin faizleri ile beraber soruşturma ya da kovuşturma aşamasında ödenmesi hallerinde indirim uygulanmaktadır.
VUK 359 Suçunda Zamanaşımı
Vergi Kaçakçılığı Suçlarına ilişkin olarak zamanaşımı her bir suç özelinde başlama ve bitiş tarihi olarak ayrı ayrı hesaplanmalıdır. Bu nedenle başlama ve bitiş tarihleri değişkenlik gösterecektir. Ancak ceza kanunlarında genel zamanaşımı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda 66. maddede yer almaktadır. Bu maddeye göre vergi kaçakçılığı suçuna konu olacak cezalar açısından:
- 5 yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda 15 yıl,
- 5 yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda 8 yıl geçmesiyle suç zamanaşımına girer ve kamu davası düşer.
Bu madde kapsamında Vergi Kaçakçılığı Suçuna konu fiiler için de suçun niteliğine göre 8 yıl ya da 15 yıllık zamanaşımı süresi geçerlidir.
Vergi Kaçakçılığı Suçunda Hapis Cezasının Para Cezasına Çevrilmesi
Suçların Adli Para Cezasına çevrilip çevrilememesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu madde 50 kapsamında belirlenebilmektedir. Bu maddeye göre kısa süreli hapis cezalarının adli para cezasına çevrilmesi mümkün olup, kısa süreli hapis cezaları da 1 (bir) yıl ve altındaki cezalar olduğundan Vergi Kaçakçılığı Suçu’na konu cezalar bu süreden daha uzun olduğundan Adli Para Cezasına çevirme Vergi Kaçakçılığı Suçları yönünden uygulanamamaktadır. Ancak her ne kadar Vergi Kaçakçılığı Suçlarında verilen ceza Adli Para Cezasına çarptırılamıyor olsa da suçun niteliğine ve cezanın miktarına göre sanığın Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasını (H.A.G.B.) kabul etmesi halinde sanık hakkında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasının uygulanması mümkün olabilmektedir.
Vergi Kaçakçılığı Suçu Yargıtay Kararları
Belgede Sahtecilik Suçunun Kısmen ya da Tamamen Olması
Ceza Genel Kurulu 22.09.2022 tarih 2021/433 E. ve 2022/575 K. sayılı Kararı: “Belgede sahtecilik, VUK’un 359/b düzenlemesinde de yer aldığı gibi kısmen veya tamamen olabilir. Tamamen sahtecilik gerçekte olmayan bir vergi olayının varmış gibi belgeye yansıtılması (satın alınmayan mal ya da hizmetin alınmış gibi gösterilmesi), kısmen yapılan sahtecilik ise gerçek ve gerçek olmayan muamele ve durumların aynı belgede yer almasını (satın alınmış mal/hizmetle ilgili düzenlenen belgede satın alınmayan mal/hizmetin de gösterilmesini) ifade etmektedir.”
Karşıt İnceleme Raporu- Tanık Beyanlarının Alınması ve Bilirkişi İncelemesi Yaptırılması
Yargıtay 11. C.D. 17.03.2022 tarih 2022/12102 E. ve 2022/4537 K. sayılı Kararı:
- “dosyada bulunan suça konu fatura asıllarının sanığa gösterilerek yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması, kendisine ait olmadığını ve S.D.’ye ait olduğunu söylemesi halinde; sanık ve bu kişinin temin edilecek yazı ve imza örnekleri ile faturalardaki yazı ve imzaların kime ait olduğu hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması,
- Faturalardaki yazı ve imzaların sanığa ya da S.D.’ye ait olmadığının anlaşılması halinde ise;
aa) Faturaları kullandığı belirlenen mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin ilgili veri dairesinden sorulması, düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi,
bb) Aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması, dava açılmış ise dosyaların getirtilip incelenerek ilgili belgelerin onaylı örneklerinin dosyaya alınması,
cc) Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin tanık sıfatıyla duruşmaya çağrılarak CMK 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatıldıktan sonra sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıkları, sanığı tanıyıp tanımadıkları ve faturaların düzenlenmesi konusunda sanığın bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması”
Av. Mert Ali Bulut
İstanbul Barosu’na kayıtlı avukattır.
Eğitim
Galileo Galilei İtalyan Lisesi mezunudur. İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Avrupa Birliği İlişkileri bölümlerinde çift anadal yapmıştır. Aynı üniversitede Ekonomi Hukuku alanında yüksek lisans eğitimini “Eser Sözleşmesi Kapsamında Yapı Alacaklısı İpoteği” başlıklı tez çalışması ile tamamlamıştır.
Uzmanlık Alanları
- Şirketler Hukuku
- İş Hukuku
- Sözleşmeler Hukuku
- Ceza Hukuku
- İdare Hukuku
- İcra ve İflas Hukuku
- Gayrimenkul Hukuku